Ana içeriğe atla

Sizin de Varoluşsal Kaygılarınız Var mı?

Bugun tomografi çektirdim
Feridun Düzağaç söyledi ben ağladım
Vay anam dedim sen bunlardan mı geçtin
Varoluşsal kaygılarım var, dedim.
Şimdi erken gitsem o kadar iyilik de yapmadım
Belki annemin yanına almazlar.
Geç gitsem napacagım ki dedim
Daha bilemedim pek ne işle iştigal edeceğimi
Kıçı kırık bir yazar mı akademisyen mi yoksa bir çatlak anne
Bir baskıcı eş mi?
En güzeli bir tatlı anneanne olmaktı ama
Ona da çok yol vardı daha.

Benim varoluşsal kaygılarım istediklerimi yapamamaktan yana... ölmeden evvel. Ölümü düşünerek. Hayatın kısalığına atıf yaparak. Ve Camus ile devam edersek... size anlatacağım başkaldırmak ne demek...

Sevgiler,
Dın dın Sah Sah.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Watercolour and Mıxed Technique

Emma Lefebvre tutorial    handmade postcards wıth mıxed technique

Ingmar Bergman - Scenes from a Marriage (1973)

Sometimes it is too much love that we do not know what to do with it. Use it for good purposes or bad purposes. What kind of reaction does our body and mind give to too much love? Or let's say when a feeling is too much what is its difference from the other extreme feelings such as jealousy, hate, passion and wanting to possess a person? It is very hard to distinguish in a relationship, in a marriage, between men and women who plays (acts) more and who is more real. Who can understand who is lying less and who is more honest? The answers to these questions are never given. But one thing can be said about the extreme feelings: They do not contain so much empathy and compassion. And there are times that a person needs compassion but finds passion instead and there are times that a person needs protection and finds pity instead. It is too often the case that we are so cruel, we are so totalitarian in our nation-state (as Vonnegut would say) to our only citizen, our partner. Since th...

Deprem, Dostluk ve Digerleri

İtalya saati ile en yakın arkadaşımın doğumgünü geçmiş bulunmakta, kendisi bilmem kaç yaşına girdi ama bilmesini istiyorum hangi yaşta olursa olsun. Onu seviyorum. Daha da duygulanmak isterdim, onun için şarap içecektim. Ama vazgeçtim. Limon suyunu tercih ettim. Nasıl duygulanmam diye sordum kendime. Garip bir şekilde Pınar Selek hakkında çıkan karar, hakarete uğrayan, saldırılan Ermeniler, en iyi araştırmacı ve barışçı gazetecilerin ölümlerinin yıldönümleri, askerlerin intiharları, bugün ben kütüphanedeyken gerçekleşen ve kanımı donduran deprem. Hiçbir şey moralimi bozamaz. Bozmayacak. Hatta ve hatta geleneksel yaşanışların bugüne tezahürü de buna dahil. Bu sabah kalktım erkenden uyuyamadım, Lucca'nın duvarları üzerinde dolandım. Her şeyin rengi ayrı güzeldi. Dağlar ve bulutlar mor, pembe, ağaçların gövdeleri sarı ve yeşil, sarı ve açık pembe binalar, çan sesleri eşliğinde.... yürüdüm. Ağzım açık gökyüzünü izledim. Demek ben uyurken bunları kaçırıyormuşum, dedim kendi kendime...