Ana içeriğe atla

Dişlerim seninkilerden keskin kalbim seninkinden büyük

Dişlerim var ama ısırmam
Yanıma yaklaşana havlamam
Dostum saydıklarımı evlerine bırakır
Evlerine bulaşmam

Dişlerim seninkilerden keskin
Kalbim seninkinden büyük
Senden hızlı koşarım
Senden daha güçlüyüm
Ama sana dokunmam

Sen beni her fırsatta
Zehirler keser boğarsın
Gıkım çıkmaz havlamam
Miyavlamam
Bağırmam bağıramam

Bir gözlerime baksan anlarsın
Parlar gözlerim yaşama
Sevgi ister gibi bakar sana
Ama sen bana her fırsatta kıyarsın

Dişlerim seninkilerden keskin
Kalbim seninkinden büyük
Senden hızlı koşarım
Senden daha güçlüyüm
Ama sana dokunmam

Uyuşturucuyu ben bulurum
Kaybedilen zavallı çocukları
Kör olanların eli ayağı olurum
Bir sıcak yer bir sıcak yemek isterim

Sen ise bana zehirli yemekler yedirirsin
Dişlerin benimkilerden az keskin
Kalbin benimkinden küçük
Benden yavaş koşarsın
Benim kadar güçlü değilsin
Ama sen beni her fırsatta
Haince korkakça insafsızca öldürürsün

İnsanlığından utan.





Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Watercolour and Mıxed Technique

Emma Lefebvre tutorial    handmade postcards wıth mıxed technique

Ingmar Bergman - Scenes from a Marriage (1973)

Sometimes it is too much love that we do not know what to do with it. Use it for good purposes or bad purposes. What kind of reaction does our body and mind give to too much love? Or let's say when a feeling is too much what is its difference from the other extreme feelings such as jealousy, hate, passion and wanting to possess a person? It is very hard to distinguish in a relationship, in a marriage, between men and women who plays (acts) more and who is more real. Who can understand who is lying less and who is more honest? The answers to these questions are never given. But one thing can be said about the extreme feelings: They do not contain so much empathy and compassion. And there are times that a person needs compassion but finds passion instead and there are times that a person needs protection and finds pity instead. It is too often the case that we are so cruel, we are so totalitarian in our nation-state (as Vonnegut would say) to our only citizen, our partner. Since th...

Deprem, Dostluk ve Digerleri

İtalya saati ile en yakın arkadaşımın doğumgünü geçmiş bulunmakta, kendisi bilmem kaç yaşına girdi ama bilmesini istiyorum hangi yaşta olursa olsun. Onu seviyorum. Daha da duygulanmak isterdim, onun için şarap içecektim. Ama vazgeçtim. Limon suyunu tercih ettim. Nasıl duygulanmam diye sordum kendime. Garip bir şekilde Pınar Selek hakkında çıkan karar, hakarete uğrayan, saldırılan Ermeniler, en iyi araştırmacı ve barışçı gazetecilerin ölümlerinin yıldönümleri, askerlerin intiharları, bugün ben kütüphanedeyken gerçekleşen ve kanımı donduran deprem. Hiçbir şey moralimi bozamaz. Bozmayacak. Hatta ve hatta geleneksel yaşanışların bugüne tezahürü de buna dahil. Bu sabah kalktım erkenden uyuyamadım, Lucca'nın duvarları üzerinde dolandım. Her şeyin rengi ayrı güzeldi. Dağlar ve bulutlar mor, pembe, ağaçların gövdeleri sarı ve yeşil, sarı ve açık pembe binalar, çan sesleri eşliğinde.... yürüdüm. Ağzım açık gökyüzünü izledim. Demek ben uyurken bunları kaçırıyormuşum, dedim kendi kendime...