Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Midas

 Kedimiz Midas'ı kaybettik.  11 yaşındayken hayatına gözlerini yumdu.  Ona adadığım birkaç resim vardı... sonrasında daha fazla tablosunu yapmak istedim ama bir türlü olmadı.  Şimdi tekrar resimlerini  yapmayı ve Etsy'ye koymayı düşünüyorum.  Tabii önce bizimkilere hediye yapmam gerekecek.  Fakat bu aralar resim yapmaya ne vakit ne de kafa bulabiliyorum.  Zaman hızla geçiyor.  Her şey elimden kayıyor.  İşler asla bitmiyor.  Bir iş biterken yenisi çıkıyor.  Küçük şehirlerde bile zamanı hızlandırmanın yolunu buldum, kapitalizm ruhumuzu ele geçirdikten sonra yapacak bir şey kalmıyor, nerde olursanız olun sizi buluyor.   Dün gece bir anda uyanıp korktum. Artık Midas yoktu. Annemi düşündüm, annem öldüğü gece çok korkmuştum. Hiçbir şeyden korkmazdım ben. Ama tüm bedenimi bir korku sarmıştı. Artık annem yoktu. Ben ne yapacaktım? Yalnız mıydım? Annenin olmadığı bir hayat düşünülebilir miydi?  Dün benzer bir şekilde artı...

Etsy

 Son zamanlarda Etsy'de bir hareketlenme oldu.  Ve arkadaşlarım da ordan bir şeyler almak istediler.  Almanya, Fransa, İngiltere ve Amerika olmak üzere satışlar gerçekleşti. Bu durumdan gayet memnunum.  Sadece tek bir sorun var ki Amerika'ya gönderi yapmak çok pahalı ve orjinal resim için ayrıca izin almam gerekiyor. Bu da bana 80 euro daha pahalıya geliyor.  Bu sorunu çözebilirsem harika olacak.  Sitemi ziyaret etmeyi unutmayınız.  https://www.etsy.com/shop/ShahofGold?ref=seller-platform-mcnav

the next day

 the street musician  that sang Hallelujah  had a nice smile  and a kind voice  strangers passed by  strangers pass by also from our lives  the next day they are not there they are similar in this sense to the family and friends  who are not there  the next day  like Dario  like my father  like my mom  like my aunt  like my grandma  like all the dead  they are not there  anymore  the next day 

Etsy - Shahofgold

 Excited to share the latest addition to my #etsy shop: Tuscany (watercolour, acquarello, suluboya) https://etsy.me/3Wnuu2Q #yellow #green #paper #watercolour #acquarello #suluboya #tuscany #toskana #peyzaj

10 Ocak 2024

 Bugün eşimle tanışmamıza sebep olan (sebep olan diyorum, aşağıda açıklayacağım) Dario Frediani vefat etti. Eşim de ben de şok içindeyiz. Çok üzgünüz. Sabahtan beri bulutlu sağanak yağışlı ağlıyoruz. Sanırım bu kadar ansızın olması da bizi çok şok etti. Yolda eve giderken düşmüş. Evine gidiyormuş. 17 Ocak ise doğumgünüydü. Bir hafta kalmıştı doğumgününe. Kedileri, köpekleri, tavukları, ve arıları vardı. Annesiyle bitişik yaşıyordu. Ondan aldığımız bal bitmek üzere. Bal satardı. Balı görsek ağlayacağız. O haldeyiz. Halimiz hal değil.  Ben Dario ile ilk tanıştığım gün eşimle de tanışmış oldum. Meğersem San Frediano'daki Osteria'da ben yakın arkadaşım Ajay ile birkaç kadeh şarap içerken, ki 24 Aralık 2015 gecesiydi, Dario da ordaymış. Dario'nun bir arkadaşı vardı, ters ters bizim masaya gözlerini dikmiş bizi inceliyordu. Dario geldi tam biz dışarıya çıkmadan elimi öpüp deli gözleriyle gözlerime baktı. Deli bakışları hala aklımdadır. Meğersem o sırada barda çalışan arkadaşımız ...

her şey ara verince güzel

 Şimdi eski günlerdeki gibi yine kütüphaneye geldim. Kendi kendime çalışmaya çalışıyorum.  Çalışmadan bir yazayım dedim, ne de olsa uzun zaman oldu.  Akademik alanda ufak projelerde çalışıyor, makaleler üretmeye devam ediyorum. Beynimin eskisi gibi keskin bir şekilde işlemediğini fark etsem de böyle biraz yalnız kalıp bir şeyler yapmak beni rahatlatıyor, hem daha iyi konsantre oluyorum.  Her şey ara verince güzel. Annelik bile öyle.  Geçenlerde Lost Daugther'ı izledim, zaten kitabını da okumuştum yıllar önce, herhalde 2015 yılıydı yahut 2014 yılıydı. Filmi de güzel olmuş, aktristler de harika. Çok beğendim. Sanırım film ile kitabı daha iyi anladım bile diyebilirim. Olivia Colman zaten harika bir iş çıkarmış her zamanki gibi. Bir bakışı bin kelimeye bedel.  Doğal olarak anne gibi hissetmemekten öte sanırım, anne gibi hissetmeyi çok sevmekle beraber belki bu yükün altında biraz ezilmek söz konusu olabilir birçok kadın için. Yahut annelik öyle baskın hale geli...

dead poets

With the lips all dry  and my hands all dry i write and write and write whole day i dont know why sometimes it is hard to leave the house sometimes it is hard to get dressed sometimes it is hard not to bleed and rest the time passes me by hugs to all loved ones thoughts set aside dreams are yet to be realised a proud mom you are how fun it is to read poetry if you had all day you would get bored though then discover new poets who had also kids and they they died too in the end

kör olmayan baykuş

 Son resmim shahofgold'da... 

denizde hayat

 

panik

Bugün tekrar bir makale üzerinde çalışmaya başladım ama hiçbir şey istediğim gibi gitmiyor. İşler beni bekliyor ama benim çalışma şevkim gittikçe düşüyor. Bir senelik işsizlik bana yaramadı. Bir de istemediğim işler çıktı başıma bir onlar eksikti. Bir bakmışız başkaları ne isterse onu yapar onu yaşar olmuşuz, istediğimiz yaşamı kuramamışız. İstediğimiz insanlarla çalışamamışız. Herkesin elinde çerez ve oyuncak olmuşuz. Dilerim hayat bu kadar kısa değildir. Dilerim insanın istediği şeyleri seçme gücü vardır, ve hayır deme kapasitesi vardır.  Maalesef hayır deme kapasiteniz yoksa hep başkalarının keyfini sürmeye yardımcı olmaya mahkumsunuz.  En sevilen çocuk sizseniz bunun da bir bedeli olmalı, ödenmeli.  En sevilen öğrenci sizseniz bunun da bedeli var.  Biraz göze çarptıysanız bir bedeli var.  Kolay iş yapıyorsanız bir bedeli var.  Hayatta kimse sizi rahat bırakmaz.

Köpekler

  En sonunda bir çizim biraz bir şeylere benzedi...   

Dostluklar

 Her şey gibi dostluklar da bazen bitmeye mahkumdur.  Neden bilmeyiz ama biterler işte. Bazen sessizlik olur, bazen kavga, bazen arkadan vurma, dedikodu, bazen bir dostu bir başkasına tercih ederiz. Bitiverir dostluklar sessiz sedasız. Sizi en iyi tanıyan dostlar kolayına dostluklarını bitirmezler, sizi en çok sevenler, sizi en çok görenler, sizi en çok önemseyenler, asla bahane bulmazlar gelemedikleri için göremedikleri için. Kendilerini ateşe atarlar kimi zaman.   En azından ben öyle idim eskiden, lisede dostum için kendimi de ateşe atardım, kendi önceliklerimi geriye atardım. Ona destek olmak için elimden geleni yapardım. Zamanla dostluk dinlemek ve anlamak ve yetişmek oldu, birlikte güzel vakit geçirmek, cenazeleri paylaşmak, düğünlerde oynamak. Hepsinde de fark ettiğim bir şey oldu, bitmeyecek dostluk bitmiyor. Bazen sevgilide olduğu gibi, hayatta olduğu gibi bir şeyler bitmeye yakınken, çok taviz verdim ama değer, der dururuz. Çok üzüldüm ama değer der dururuz....

zaman hızla akıyordu

 Tam duba gibi olduğum hamilelik döneminde bir kere bile hastalanmadım. Süt verirken bir kere hastalandım ama hemen geçti. Şimdi halime bak her ay hastayım. Artık kan tahlilleri yaptırmanın vakti geldi de geçiyor. Hem de öksürürken akciğerlerim ağrıyor sanki kırk yıldır günde kırk sigara içiyorum. Kırk yıldır demişken ne de olsa kırk yaşına yaklaştığımdan aslında farkına vardım ki bu deyimi kullanmam çok da ters kaçmadı.  Makalelere devam, iş aramalara devam, resme devam ama daha az resim yapıyorum. Bu aralar fazla yürümeye çalışıyorum çünkü kilolarımı veremedim. Sürekli bir açlık ama aslında aç da değilim. Çok garip bir ruh hali veriyor insana bu Haşimoto.  Şikayetler bir yana ağbim sağolsun Beyaz Köpek isimli kitabını okuyorum Romain Gary'nin. Bir seferinde bir kitap istedim vermedi, ben de bu kitabı ona söylemeden aldım. Eğer bu satırları okuyorsa ki sanmıyorum bana kızacaktır belki de kızmayacaktır, ne de olsa ben onun güccük kardeşiyim her zaman, değil mi?  Şimd...

gençlik

 Bugün bir yerden geçerken  Bir gençlik rüzgarı esti Yaşımı unuttum  Hep geçtiğim sokakta bir rüzgar yüzüme vurdu  Dedim ben bugünü yaşamıştım.  Oğlanı parktan eve götürüyordum.  Garip bir his kapladı içimi.  Zamanı düşündüm, yorgunluğu, güneşi ve sıcağı.  İşleri düşündüm yapılması gereken.  Ama birden sanki bir zaman kayması oldu,  Halbuki ağaçlar kurumuş otlar sararmıştı Yağmur yoktu bakım da yoktu  Nerdeydi belediye çalışanları kesilen ağaç ağaç üstüne  Yine de o an sanki her şey aynıydı  Bir zaman diliminin içinden geçtik.  Ve o sırada sanki ben bir on yaş gençleşmiştim, sanki on yıl ağır geçmemişti.  Sanki yeni gelmiştim bu şehre İçimde yine bir enerji yeni bir atom parçası patlamaya hazır  Eve döndüm, pişman olmayarak  Şimdiye kadar yaşadıklarımdan

bipolar

 Ikirciklilik uzerine bir siir kimi zaman dusunur kimi zaman uyurum bir bakmisim bir tekne ile yola cikmisim yorulmus ve mavinin icnde bogulmusum bir bakmisim gokyuzunde bulutlar agirligimi kaldiramamis yerle yeksan olmusum bir bakmisim bir cocuk bir bakmisim bir kadin bir bakmisim doksan yasinda bir bakmisim zaman gecmis anne olmusum bir gun dost bir gun hain bir gun guzel bir gun cirkin bir gun aglak bir gun gulec bir gun sacma bir gun akilli akillara durgunluk veren bir degisimde bukalemun olmusum bir gun ari bir gun karinca bir gun agustos bocegi bir gun bir kanguru bir gun bir fil bir gun nesli tukenen bir hayvan olmusum degismis erimis yok olmusum bu tarihte kimseye yer kalmamis bir mezara konmusum mezarda kemiklerim kalmis onlar da gidince yok olmusum benim gibi binlerce insan oyle ya da boyle ... kurda kusa yem olmusum zaman gecmis soylenmisim zaman gecmis ozlenmisim zaman gecmis dus gormusum duslerde kendi kendime gerceklerle bogusmusum kimi zaman duzensiz kimi zaman dakik...

yürüyüşler diyip geçelim

 Zaman öyle geçmiş gitmiş işte. 2012 Şubat ayında geldim Lucca şehrine. En sevdiğim yerlerden ikisi: Botanik Bahçe ve de Elisa Kapısı'ndan dışarı çıkmadan evvel yürünen o sarı badanalı yol, kolonlarla süslenmiş. İşte o alan ilk defa gördüğüm yer oldu sabah gözümü açınca. Sonrasında çalış çalış. Botanik Bahçe'sine ilk defa sanırım 2013 yazında gittim belki daha önce de gitmişimdir hatırlamıyorum ama çok geç gittim. Fakat bu bahçe duvarlardan da görünüyor ve bahçeyi rahatlıkla antik duvarların üzerinden de izleyebiliyorsunuz. Tabii ki içinde olmak daha başka bir şey. Çok güzel bir ağaç var orda, bir hikayeye göre cadının arabası o ağacın altındaki ufak göle atlayıp ortadan kaybolmuş. Ben de kötü düşüncelerimi sanırım o gölcüğe atmayı isterim. Fakat kötü düşünceleri atmak için çok güzel bir yer. Yazık olur. Sanırım bu ağacı izlemeye asla doyamayacağım. Bu şehri çok seviyorum. Sanırım Kayseri bağları, İstanbul Boğaziçi ve Lucca'nın duvarları ile bahçeleri en sevdiğim yerler. He...

Renk cümbüşü

 

bebek

 

biraz resim biraz gezme

  Bolgheri'den bir iki resim... ve son resim derslerinin eser olamayan eserleri...