Ana içeriğe atla

İlk Sennelier'im...

İşte benim ilk kaliteli pastel boya kutum. Sennelier pastelleri. Fransa'da yapılmış, kağıdın üzerinde tereyağı gibi kayıyor ve renkleri göz kamaştırıyor. Tabii ki henüz istediğim şekilde oturup resim yapamadım ama bir sürü güzel fotoğraf çektim ve onların resmini yapmayı umuyorum. Dilerim bu pastellerin hakkın veririm.

Renk skalası gerçekten çok geniş! Renkleri tek başıma anlamakta ve tanımlamakta zorlandığım oluyor. Öteki bloğumda dilerim bu pastellerle yapılmış harika bir resmi size sunma ihtimalim olur. Yalnız bunun için biraz zamana ihtiyacım olacak. Ne de olsa başına oturup iki saatimi vermem lazım.





Bu mutluluğu sizinle paylaşayım, dedim. İnsanın en çok ihtiyacı olan şey hayatında biraz daha renk olmasıdır. Daha ne isterim ki?



Renkler
not: Ben kendiminkini https://www.bellearti.net/it ten aldım ve amazon'da bazı fiyatların normalden yüksek olduğunu fark ettim. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ingmar Bergman - Scenes from a Marriage (1973)

Sometimes it is too much love that we do not know what to do with it. Use it for good purposes or bad purposes. What kind of reaction does our body and mind give to too much love? Or let's say when a feeling is too much what is its difference from the other extreme feelings such as jealousy, hate, passion and wanting to possess a person? It is very hard to distinguish in a relationship, in a marriage, between men and women who plays (acts) more and who is more real. Who can understand who is lying less and who is more honest? The answers to these questions are never given. But one thing can be said about the extreme feelings: They do not contain so much empathy and compassion. And there are times that a person needs compassion but finds passion instead and there are times that a person needs protection and finds pity instead. It is too often the case that we are so cruel, we are so totalitarian in our nation-state (as Vonnegut would say) to our only citizen, our partner. Since th...

Watercolour and Mıxed Technique

Emma Lefebvre tutorial    handmade postcards wıth mıxed technique

Ottawa'da Lesvos'u Özlerken - Bölüm 1

O yüzden bunu verimli bir döneme dönüştürmeye karar verdim. İçim kıpır kıpır, deniz kıpırtısız Bülent Ortaçgil'in söylediği gibi. Ottawa kocaman ve soğuk bir deniz. Dümdüz ve dalgasız, çok güzel bir deniz ama deniz ve ben ayrı düştük... O yüzden işte şimdi ben sıcak bir adadaki anılarımı anlatacağım sizlere. Orda gittiğim bir müzeyi ziyaret edeceğiz. Anılar müzesi, babası İzmir'den zorla göç etmek zorunda kalmış olan bir kadının hikayesini, babasına hasretini, babasının ülkesine hasretini ve kendisinin babasının hasretini yorumlayışıyla ilgili bir hikaye bu. Babalar ve kızlar arasındaki ilişki özeldir. Nasıl erkek çocuklar ile anneler arasındaki ilişki özelse... Nasıl anlarlarsa birbirlerini. Bir kitapta bir yazar der ki "Ben hep babalarını çok seven kadınları sevdim..." Ben de galiba hep annelerini çok seven adamları seviyorum. Sevmeyi bilen insanlar belki, belki benim gibi haddinden fazla duygusal ve toz kondurmaz. Bu yazı İngilizce fakat dikkat çekmek istediğim ...