Ana içeriğe atla

Bugün günlerden cuma

Bugün günlerden cuma... 

Dün istek üzerine bir uzaylı çizdim çünkü eşim uzaylılara hayran, o yüzden fantastik bir şey yapmam gerekti ve sonra baktım hiç halim yok Yakup Kadri'nin Sürgün isimli romanını okumaya başladım. Uzun zamandır Türkçe bir şey okumuyordum. İlginç bir roman, ben dilini sade ve akıcı buluyorum Yakup Kadri'nin. Bir de vatanseverlik fakat aydın bir vatanseverlik onunkisi, o yüzden de romanlarını beğeniyorum. 

Bugün sabah kan testi yaptırmaya gittim tiroidim nedeniyle. Sonrasında ise bir prof ile görüşme vardı ona kaçtım, derken yorulmuşum. Kütüphaneye geldim ama çalışmakta zorlandım. Normalde zamanı verimli kullandığımda iki üç saatte çok şey bitirirken bugün her şey elimde sürünmekte. Fakat hızlanmam şart. 

Şimdi çalışmaya devam ve akşam dilerim bir balina boyayacak enerjiyi kendimde bulacağım... 

Evet saat 18.10'a kadar kütüphanede kalabildim ve işi artık yarına bıraktım çünkü bitmedi maalesef. 

Fakat bugün Jenna Rainey'nin balinası yerine Emma Lefebvre çiçekleri yapmayı tercih ettim. Öncelikle bazı denemeler yaptım, renkleri daha iyi ayırdedebilmek için. Fakat sonradan kalan boyaları kullanarak aradaki boşlukları doldurdum denilebilir. Çünkü boyaları yıkamak ve kullanmamak içime sinmiyor. Bir de tabii ki renkler birbirine benzemeyince palette dünden kalan renklerle diğer yeni resmin yapılması da zorlaşıyor. O yüzden tüm yeşilleri ve de pembeleri bir şekilde düzensiz desenlerle doldurdum.




Emma Lefebvre'nin çiçekleriyle alakalı olmadı desem yeridir, onunkiler çok yumuşak ve açık renk. Benimkiler yine güçlü renklere bezendi diyebilirim. 

Fırçaya her seferinde biraz daha fazla su alarak renkleri açabilirsiniz. Yahut zamanla hiçbir renk ve su almadığınızda (fakat daha uzun sürede tabii ki) renkler açılacaktır kendi kendine. Fakat susuz bu süreç daha uzun sürecektir. Önemli olan olayın kimyasını kavramak. Açıkçası burda fazladan su tutan sincap kuyruğu (iki senelik nerdeyse fırça, belki daha da fazladır yaşı) kullanarak, uzun uzun uzun renkleri açabiliyorum. Sanki renkleri sürekli suya batırmak ve sonra o suyu atmak da bana biraz müsriflik gibi geliyor. Halbuki bu kağıtlar büyük ihtimalle, çiçekler hariç çöp olacak, o da ayrı bir müsriflik... 
 

 

 



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ingmar Bergman - Scenes from a Marriage (1973)

Sometimes it is too much love that we do not know what to do with it. Use it for good purposes or bad purposes. What kind of reaction does our body and mind give to too much love? Or let's say when a feeling is too much what is its difference from the other extreme feelings such as jealousy, hate, passion and wanting to possess a person? It is very hard to distinguish in a relationship, in a marriage, between men and women who plays (acts) more and who is more real. Who can understand who is lying less and who is more honest? The answers to these questions are never given. But one thing can be said about the extreme feelings: They do not contain so much empathy and compassion. And there are times that a person needs compassion but finds passion instead and there are times that a person needs protection and finds pity instead. It is too often the case that we are so cruel, we are so totalitarian in our nation-state (as Vonnegut would say) to our only citizen, our partner. Since th...

Watercolour and Mıxed Technique

Emma Lefebvre tutorial    handmade postcards wıth mıxed technique

Ottawa'da Lesvos'u Özlerken - Bölüm 1

O yüzden bunu verimli bir döneme dönüştürmeye karar verdim. İçim kıpır kıpır, deniz kıpırtısız Bülent Ortaçgil'in söylediği gibi. Ottawa kocaman ve soğuk bir deniz. Dümdüz ve dalgasız, çok güzel bir deniz ama deniz ve ben ayrı düştük... O yüzden işte şimdi ben sıcak bir adadaki anılarımı anlatacağım sizlere. Orda gittiğim bir müzeyi ziyaret edeceğiz. Anılar müzesi, babası İzmir'den zorla göç etmek zorunda kalmış olan bir kadının hikayesini, babasına hasretini, babasının ülkesine hasretini ve kendisinin babasının hasretini yorumlayışıyla ilgili bir hikaye bu. Babalar ve kızlar arasındaki ilişki özeldir. Nasıl erkek çocuklar ile anneler arasındaki ilişki özelse... Nasıl anlarlarsa birbirlerini. Bir kitapta bir yazar der ki "Ben hep babalarını çok seven kadınları sevdim..." Ben de galiba hep annelerini çok seven adamları seviyorum. Sevmeyi bilen insanlar belki, belki benim gibi haddinden fazla duygusal ve toz kondurmaz. Bu yazı İngilizce fakat dikkat çekmek istediğim ...